Dünya denilen gezegen küçük bir köy haline geldi. Bu köy bizleri her şeye en kısa sürede ulaşır ve tüketir hale getirdi. Bu köy teknolojinin gelişmesi ile bizleri, kendimizi soyutladı; hayâli, ütopik karakterlere dönüştürdü. Sanal ağlar, kendi benliğimizi arka plana iterek olmak istemediğimiz ve olmak zorunda olduğumuz bireylere bürünmemizi sağladı. Bu teknolojik ve ağ toplumu olan köy; doğadan, gelenekselliğimizden, kendi öz benliğimizden kopuk bireyler olmamızı sağladı. İnsan ben neyim, neyi severim, neyi giyerim, neyi yersem mutlu olurum soruları yerine ben kimselere neyimi nasıl beğendiririm, kimselere ne paylaşırsam beni sever soruları yer aldı. İnsan benliğini unuttu ve unutmaya devam ediyor. Teknoloji ve ağ toplumu bunu belirleyici hal aldı. Teknoloji insanı kısmi bir meta unsuru hale getirdi. Örnek verecek olursak kişi bir ürün alacak ama bu ürün şu an ki ağ toplumu ve teknoloji belirleyiciliği; hayır benim dediğimi almaz isen seni beğenmeyiz ve bizim sınırlarımıza giremesin diyor bir nevi. Tabii bu çizgileri kabullenmeyip, baş kaldıranlarda, doğal hali ile kendini sergileyenlerde var. Şu an ki günümüze bakacak olursak bu konunun kaptanlığını sosyal medya platformları yürütüyor. İnsanlar sosyal medya platformlarında birbirleri arasında bir yarış içerisinde. Narsistliği de beraberinde getiren bu yarış insanlarda psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Teknolojinin olumlu etkisi bizi küresel bir köy haline getirdi fakat bizleri o köyde yalnız kalmamıza da yol açabildi. İnsan kendi öz benliğine yabancı bir hal aldı. Kendini arayan insandan, kendini soyutlayan bir insan halini almaya başladı. 

18. ve 19. yüzyıllarda çeşitli bazı bilim insanları ve yazarlar makineleşmenin ve ardı sıra gelişen teknolojinin tehlikelerini çok vurgulu ve şiddetli şekilde kınadılar. Teknolojiyi yapan insanın; teknolojinin kölesi olacağını, teknolojiyi putlaştıracağını söylediler. İnsanları ve kurumları uyardılar. Gelişen makineleşme ile insanlar artık bir köle olacağını açıkça beyan ettiler. Bu konunun zıt hali olarak teknolojiyi ve makineleşmeyi destekleyen düşünürlerde vardı. Herkes bu konuda sosyolojik, psikolojik olarak etkilerini, yan etkilerini belirterek düşüncelerini paylaşıyorlardı. 

Buradan yola çıkarak teknoloji ve makineleşme; emeği azaltan, talebi çoğaltan bir unsur haline getirdi bizleri. Teknolojinin artıları tabii ki göz ardı edilemez. Şu an bu yazıları bu platformda kolay bir şekilde yazabilmemi, paylaşabilmemi sağlayan teknolojidir. Burada değindiğim ana nokta yukarıda da belirttiğim üzere teknolojinin bizleri soyutlaması ve işin sosyolojik boyutlarını ele almamdır. Sosyal mecraların ve gelişen teknolojinin üzerimizde oluşan baskılarını, varyasyonlarını dikkate çekmek istedim.

Dünya döndükçe insanda dönüyor tabiri caizse. Dönüyoruz, evriliyoruz, gelişiyoruz. Bu döngüde hızı yakalamaya çalışıyoruz. Ruh halimiz ve çeşitli çevre iticileri bizi farklı dünyalara sokabiliyor. Bu dünyadaki hızda dikkatli olmak ve kendi öz benliğimizden kopmamak adına bilinçli çalışmalar yapmamız gerekiyor. Gelişen dünya köyümüzde hayatımızı makineler mi belirleyecek yoksa makineyi yapan insan mı belirleyecek, bunu zaman gösterecek diyelim.